Ödev Kategorisi: Biyografi




Amerikalı siyasetçi, devlet baÅŸkanı, hukukçu. Amerika İç Savaşı’nda (1861-1865) belirleyici rol oynayan, demokrasiyi en iyi idare ÅŸekli olarak gören, kölelik gibi sınıfsal ayrımlara karşı çıkan Lincoln, 1861-1865 yılları arasında, Cumhuriyetçi Parti bünyesinde İllionis eyaletinden seçilmiÅŸ ve Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin 16. baÅŸkanı olarak görev yapmıştır. Devlet birliÄŸinin korunması gerektiÄŸi zor bir savaÅŸ döneminde, oldukça riskli kararlar almış; birçok toplumsal düzenlemeyle insan haklarının geliÅŸmesine ve eÅŸitlenmesine büyük katkı saÄŸlamış; yoksul ve eÄŸitimsiz bir aileden gelmesine raÄŸmen devlet baÅŸkanlığı kademesine kadar yükselerek, “Amerikan rüyası” kavramının baÅŸ aktörleri arasında görülmüştür.

Abraham Lincoln, 12 Åžubat 1809 yılında, Kentucky Hodgenville yakınlarında Hardin kasabasında, çiftçilikle uÄŸraÅŸan Virginia’lı Thomas Lincoln ile Nancy Hanks çiftinin ikinci çocuÄŸu olarak dünyaya geldi. Oldukça kötü ÅŸartlar altında yaÅŸayan ailenin, kısa adı Abe olan yeni üyesi, Sinking Spring çiftliÄŸinde, tahta bir klübede doÄŸdu. Sarah (1805) adında bir ablası bulunan Abe’in, Thomas Jr. adlı erkek kardeÅŸi henüz bebekken öldü. 1808 yılında, Sinking Spring çiftliÄŸini satın almış olan baba Thomas Lincoln, kısa bir zamanda borçları nedeniyle mahkeme kararıyla tüm malvarlığını yitirdi. Bu iflasın ardından 1816 yılında, Abraham 7 yaşındayken, Indiana yakınlarındaki bir tepede bulunan Perry Country’ye (ÅŸimdiki adı Spencer Country), siper için kurulmuÅŸ barakaya benzer bir kulübeye taşınmak zorunda kaldılar. Baptist olan aile, köleliÄŸe karşı oldukları için büyük kiliseden uzaklaÅŸtırıldı. Bu bakış açısı içerisinde yetiÅŸen Lincoln, küçük yaÅŸlardan itibaren köleliÄŸe muhalif duygular besledi. Bunun yanı sıra, dine karşı da aynı muhalefeti yürüttü ve hiçbir kiliseye dahil olmadı.

İki yıl sonra 1818′de, Abe henüz 7 yaşındayken, annesi Nancy Lincoln bir çeÅŸit süt hastalığından genç yaÅŸta (34) vefat etti. Bu ölümün ardından tekrar evlenen babasının yeni eÅŸi Sarah Bush Johnston’un, kendi çocuÄŸu gibi üzerine titrediÄŸi küçük Lincoln üzerinde büyük bir etkisi oldu. Abe’in üvey annesiyle iyi bir diyalog kurmasına raÄŸmen, babasıyla iliÅŸkisi gittikçe soÄŸudu ve zamanla birbirlerinden iyice uzaklaÅŸtılar. Sarah Johnston, yeni ÅŸeyler öğrenmeye hevesli, zeki Abe’i okuması için teÅŸvik etti. Ancak Lincoln, maddi imkansızlıklar nedeniyle okula gidemediÄŸi için, 18 ay gibi oldukça kısa bir süre boyunca çevresindeki bazı eÄŸitimli insanlardan ders aldı. Aynı zamanda etrafından emanet edindiÄŸi kitapları okuyarak, açığını kapatmaya çalıştı ve kendi kendini eÄŸitti. İncil, William Shakespeare, İngiliz ve Amerikan tarihiyle ilgili birçok kitap okudu. ÇiftçiliÄŸi hiçbir zaman sevmedi.

1830 yılına gelindiÄŸinde, aile, Illionis’te bulunan Macon adlı küçük bir kasabadaki kamu arazisine taşındı. Macon’daki iklim ÅŸartlarının çalışmaya müsait olmaması nedeniyle, ertesi yıl tekrar İndiana’ya geri döndüler. Burada, salgın hastalıkların neden olduÄŸu ölümlerin artması üzerine, tabut yapıp satmaya baÅŸladılar. Hemen ardından baba Thomas Lincoln ailesini, bu defa da İllionis’e baÄŸlı Coles kasabasında bir baÅŸka konuta taşıyınca; uzun boylu, güçlü bir fiziÄŸe sahip olan 22 yaşındaki Abraham, bu zamana kadar tarlalarda çalışmasına raÄŸmen, ileride babası gibi çiftçi olmak istemediÄŸine karar verdi. Bu yüzden 1831′de ailesinden ayrılarak, New Salem köyüne, Sangamon nehri yakınlarına yerleÅŸti. Burada kiÅŸisel eÄŸitime devam etmenin yanı sıra, Denton Offutt adlı bir iÅŸadamının himayesinde, ticaret öğrenmeye baÅŸladı. Lincoln, arkadaÅŸlarıyla birlikte New Salem’den aldığı malları, Sangamon ve Mississippi nehirleri üzerinden New Orleans’a taşıyordu. Bu iÅŸi yaptığı sırada, New Orleans’ta ilk defa gördüğü köle pazarı Lincoln üzerinde çok büyük bir etki bıraktı. KöleliÄŸe muhalif düşünceleri, gördüğü bu manzaralarla iyice pekiÅŸti ve toplumun sınıfsal ayrımlara girmesine, bazı insanların doÄŸuÅŸtan insan haklarından yoksun kalmasına ÅŸiddetle karşı çıktı.

Lincoln’ün siyasete olan ilgisi, düşüncelerinden ibaret olmadı. Bunları hayata geçirebilmek için aktif olmaya karar verdi ve 1832′de, henüz 23 yaşındayken, İllionis Genel Meclisi’nin seferberliÄŸiyle, bağımsızlık savaşı yanlısı Whig Party üyeliÄŸine seçildi. Lincoln’ün siyasi kariyeri böylece baÅŸlamış oldu. Bu hareketin oluÅŸum amacı, Sangamon nehrindeki gemi trafiÄŸini kontrol altına almak suretiyle; civardaki az nüfuslu, yoksul bölgelerin, geliÅŸmesini ve zenginleÅŸmesini saÄŸlamaktı. Lincoln, Black Hawk War (Kara Åžahin Savaşı) savaşı boyunca, İllionis milis kuvvetleri için kaptanlık yaptı. Meclisteki ve savaÅŸtaki faaliyetleriyle birlikte, eyalet çapında bir popülarite kazandı.

Savaşın ardından, 1836′da yine New Salem’de, ÅŸarküteri tarzında bir dükkanı yönetmeye baÅŸladı. Bu süreçte, Sir William Blackstone’un İngiltere’nin hukuk sistemini yorumladığı kitabı, “Commentaries on the Laws of England” adlı kitabını okuyunca, hukuka merak salan Lincoln, civardaki avukatlardan ödünç aldığı kitaplarla bu alanda kendini eÄŸitti. Ertesi yıl ise, baro sınavını geçerek avukat olmaya hak kazandı. Ardından İllionis’e, Springfield’e taşınarak Stephen T. Logan adlı bir avukatın yanında stajyerlik yapmaya baÅŸladı. Burada eÄŸitimini, pratik hukuk deneyimleriyle pekiÅŸtiren Lincoln, kısa bir zaman içinde dürüstlüğü ve doÄŸruluÄŸu nedeniyle tanınır hale geldi ve eyalet çapında takdir edilen, baÅŸarılı bir avukat oldu.

1834′teki ilk seçimleri kaybetmesini izleyen dört dönem boyunca, İllionis eyalet yasama meclisinde (İllionis Temsilciler Meclisi), Sangamon Whig temsilcisi olarak görev yaptı ve meclisteki Whig yanlılarının liderliÄŸine kadar yükseldi. 1837′de, ilk defa köleliÄŸe karşıt görüşlerini belirten bir protesto konuÅŸması yaparak, meclisin hakszılık ve kötü bir siyaset anlayışıyla hareket ettiÄŸini söyledi. 1842′de Lincoln, demokrat eyalet denetmeni James Shields’e yönelik eleÅŸtirel yazılar yazmaya baÅŸladı. Bunlar Sangamo gazetesinde, ismi belirtilmeksizin yayınlanınca, Shields olayı araÅŸtırmaya koyuldu. Yazıların sahibinin Lincoln olduÄŸu ortaya çıkınca, taraflar düelloya tutuÅŸtu. Ancak son anda düello durduruldu.

1842 yılının Kasım ayında, Marry Todd ile evlenen Lincoln’ün, bu evlilikten dört erkek çocuÄŸu oldu (Robert Todd Lincoln, Edward Baker Lincoln, William Wallace Lincoln, Thomas “Tad” Lincoln). Marry Todd, Kentucky’li aristoratik bir aileden geliyordu ve etrafında köle hizmetkarlarla birlikte büyümüştü; çocuklarını da kendi gibi yetiÅŸtirmek istiyordu. Ne var ki, Robert Todd haricindeki diÄŸer oÄŸulları delikanlılık çağına gelemeden hayatlarını yitirdi. Sadece bireysel çabasıyla kendisini eÄŸitebilmiÅŸ olan Abraham Lincoln, Robert Todd’un, elit ve modern okullarda çok iyi bir eÄŸitim almasını istiyordu. Dolayısıyla oÄŸlunu, önce Phillips Exeter Akademisi’ne, sonrasında ise Harvard Koleji’ne gönderdi. Marry Todd ile evliliÄŸinin ardından Lincoln, 1844′te, Whig partisinden yakın arkadaşı William H. Herndon ile ortaklık kurdu. İkili ileriki yıllarda, Rebuplican Party ‘nin (Cumhuriyetçi parti) ilk üyelerinden olacaklardı.

1847 yılında, BirleÅŸik Devletler Temsilciler Meclisi’ne seçilen Lincoln, Whig partisinin lideri olan Henry Clay’in çizgisini, kendi siyasi düşüncelerine oldukça yakın buluyordu ve onu politik idolü olarak görüyordu. Mecliste geçirdiÄŸi ilk dönemde, henüz yeni bir siyasetçi olduÄŸu için fazla ağırlığı ve etkisi yoktu. Ancak yine de, Amerika - Mexica savaşıyla ve kölelik kurumuyla ilgili BaÅŸkan James K. Polk’a yönelik eleÅŸtirel görüşleri, dikkatleri üzerine çekmesine neden olmuÅŸtu. 1848′de, bir yasayla ilgili, “savaşın gereksiz ve anayasaya aykırı bir ÅŸekilde BirleÅŸik Devletler BaÅŸkanı tarafından baÅŸlatıldığı” söylemini içeren bir düzeltme metninin oylamasında, 81 Demokrata karşı yenilgiye uÄŸrayan 82 Whig arasında yer aldı. Ardından Lincoln, mecliste yaptığı savaÅŸ karşıtı bir konuÅŸmasında kullandığı ağır ifadelerle ÅŸimÅŸekleri üzerine çekti. BaÅŸkan Polk’un meclise gönderdiÄŸi barış anlaÅŸması üzerine, ülkede gerilim gittikçe tırmandı. Gerillalar, savaÅŸ yanlısı devletçiler ve savaÅŸ karşıtları arasında büyük ihtilaflar yaÅŸanmaya baÅŸladı. Hiçbir temsilci, Lincoln’ün düşüncelerini önemsemiyordu. Dolayısıyla Lincoln, bir sonraki seçimler için yeniden adaylığını koymamaya karar verdi. Aynı yıl yapılan seçimlerde, zalim bir general olan Zachary Taylor ve BaÅŸkan Polk aleyhine mücadele etti. Ancak seçimi kazanan yeni Taylor yönetimi, kendisine merkezden uzak bir görev vermeye kalkınca, İllionis’te elde ettiÄŸi siyasi kariyerini tehlikeye atmak istemeyerek politikayı bıraktı ve Springfield’e geri döndü. Burada sıradan bir avukat gibi yaÅŸamaya baÅŸladı. Özellikle Sangamon’da geliÅŸmekte olan taşımacılık sektörünün hukuksal ihtilaflarıyla ilgili davalara baktı. 1858 yılında müdafaa ettiÄŸi ünlü William “Duff” Armstrong davasıyla, hukuk dehasını da ortaya koydu. Farklı ve o zamanlar ender rastlanılan bir taktik kullanmak suretiyle, görgü tanığının yalan söylediÄŸini çiftçi almanağıyla kanıtladı. Lincoln, İllionis eyaletinde geçirdiÄŸi 23 yıllık hukuk hayatı boyunca, 5.100′den fazla davada avukatlık yaptı.

1854 yılında kabul edilenv Kansas-Nebraska AnlaÅŸması’nın, köleliÄŸin yayılımını düzenleyen 1820 tarihli Missouri UzlaÅŸması’nı ortadan kaldırmasıyla birlikte Lincoln, politikaya geri döndü. Senatoda, köleliÄŸe izin veren eyaletlerle, köleliÄŸe karşı çıkan eyaletlerin eÅŸit sayıda senatörle temsil edilmesinin ortaya çıkardığı ihtilaf, herhangi birinin üstünlüğü ele geçirmesini önleyecek ÅŸekilde Missouri uzlaÅŸmasıyla çözülmüştü (Köle edinimini yasaklayan Maine eyaleti ile köleciliÄŸe izin veren Missouri eyaleti birlikte birliÄŸe dahil edilerek senatodaki denge bozulmadı). Ancak, Kansas-Nebraska anlaÅŸması, bu düzenlemeyi bozmakla birlikte, köleciliÄŸin yayılımına müsaade ediyordu. Demokratlar arasındaki en güçlü isim olan Stephen A. Douglas, ünlü “popular sovereignty” (popüler egemenlik) adını verdiÄŸi düzenlemesiyle, her eyaletin kendi kararını kendisinin verebilmesini savunan görüşünü attı ortaya. Sonuç olarak, her iki taraf arasında da gerilim had safhaya vardı.

Bunun üzerine, aynı çizgide yer alan görüşlerini yeniden kurgulayıp, daha modern söylemlere dönüştüren eski Whig, Free Soil, Liberty ve Democratic partilerinin eski savunucuları biraraya gelerek, 1856′da, Republican (Cumhuriyetçi) partiyi kurdular. Lincoln de bu sürecin içinde yer aldı. 1858 yılında Lincoln, Stephen A. Douglas’ın karşısında, senato seçimlerine adaylığını koydu. Bu süreçte, iki tarafın birbirleri aleyhine yaptığı karşılıklı konuÅŸmalar, atışmalar tarihe geçti. Lincoln seçimi kaybetse de, kölelik ve savaÅŸ aleyhine sarf ettiÄŸi sözlerle kamuoyunun dikkatini çekmeyi baÅŸardı. Böylece 1860 seçimlerinde görüşlerini paylaÅŸan kesimin desteÄŸini aldı.

1860 yılında yapılan BirleÅŸik Devletler baÅŸkanlık seçimlerinde çoÄŸunluÄŸu elde eden Abraham Lincoln, Amerika’nın 16. baÅŸkanı oldu. Seçimlerin ardından baÅŸkanlık koltuÄŸuna oturan Lincoln’un ilk iÅŸi, Cooper Union söylevini, özellikle köleliÄŸi savunan eyaletlerin dikkatine sunmak oldu. Bunun üzerine, zaten kuzeyli Lincoln’ün baÅŸkanlığa gelmesini sindirememiÅŸ olan Güney Carolina eyaleti birlikten çekilme kararı aldı. Güney Carolina’yı izleyen Mississippi, Florida, Alabama, Georgia, Lousiana ve Texas eyaletleri biraraya gelerek, “Confederate states of America” (Amerika Konfedere Devletleri) adında yeni bir birlik kurdular. Sonrasında Kuzey Carolina, Tennessee, Virginia ve Arkansas da aynı ÅŸekilde birlikten çekildiklerini açıklayarak, yeni kurulan konfederasyona baÄŸlandılar ve Richmond’u baÅŸkentleri ilan ettiler. Konfederasyonun anayasasının bir maddesinde, köleliÄŸin, beyaz ırkın zenci ırk üzerindeki doÄŸuÅŸtan üstünlüğü olduÄŸu belirtiliyor ve bu nedenle iki ırkın haklarının hiçbir zaman eÅŸit olamayacağı vurgulanıyordu.

Washington’a gelen Lincoln’ün ilk iÅŸi, öncelikle Güney eyaletleriyle uzlaÅŸmaya çalışmak oldu. Lincoln, hiçbir eyaletin diÄŸerlerinin onayı olmadan birlikten ayrılamayacağını düşünüyordu. Ancak, 12 Nisan 1861 tarihinde, konfedere devletlerin oluÅŸturduÄŸu milis kuvvetlerin Fort Sumter’a saldırmasıyla birlikte, BirleÅŸik Devletler tarihinin en önemli krizlerinden biri olan Amerikan İç Savaşı (kuzey-güney savaşı da denilebilir) baÅŸladı. Bu geliÅŸmenin ardından Lincoln, 75 bin gönüllü askere bir çaÄŸrıda bulunarak, birliÄŸin bozulmaması için ayrılık yanlısı isyanın bastırılması ve özellikle güney eyaletlerinin abluka altına alınmasını istedi. Lincoln, böylesine kritik bir zamanda kariyerinin zirvesine gelmiÅŸti ve bu kariyerin baÅŸarısının belirleyicisi de iç savaşın gidiÅŸatı olacaktı.

BaÅŸkan, savaşın ancak dikkatli ve hatasız bir ÅŸekilde kontrol altına alınmasıyla, birliÄŸin bozulmasının önüne geçileceÄŸini düşünüyordu. Ancak bu düşüncesinin karşısındaki tek zorluk savaÅŸ deÄŸildi. Muharebe meydanlarında sergilenen çabanın yanı sıra, özellikle senatodaki kendi kabinesinin ve radikal Cumhuriyetçilerin muhalefetiyle de baÅŸa çıkmak gerekiyordu. Ayrıca, eÅŸi hakkında çıkan dedikodular nedeniyle, eÅŸinin erkek kardeÅŸleri de Lincoln’e cephe alarak, konfederasyon ordusuna geçmiÅŸti. Tüm bunlar Lincoln’ün yüksek konumu gereÄŸi taşıdığı sorumlukların bir karşılığıydı; ancak 1862′nin Åžubat ayında 12 yaşındaki oÄŸlu Willie’yi kaybetmek en ağır ve en acı olanıydı. Ne var ki, bu olay bile ünlü devlet adamını yıldırmadı.

BirliÄŸin tekrar biraraya getirilmesi için savaÅŸan askerlerin nihai sonuca ulaÅŸabilmesi ve düzenin saÄŸlanmasında etkili olabilmesi için askeri taktikler de ortaya koyan Lincoln, çok riskli bir karar alarak, ordusunu zafere götürme becerisine sahip olamadığı gerekçesiyle, ünlü general George B. McClellan’ı görevinden aldı (McClellan, aynı zamanda bir Demokrat’tı ve Lincoln’ü gereksiz yere savaşı uzatmakla suçluyordu). Bunun yanı sıra, köleliÄŸin yayılmasına son vermek için adım adım ilerlemesine ve ateÅŸli kölelik karşıtlarının baskısına raÄŸmen, ordu kumandanlarının yargı yetkisi çerçevesindeki köleliÄŸi yasaklayıcı çalışmalarına yönelik emrini geri çekti. Çünkü ona göre, birliÄŸi koruma zorunluluÄŸu daha ağır basıyordu. Lincoln’ün iki yanlı bir savaÅŸ stratejisi vardı: İlki, öncelikle birliÄŸin merkezi olan Washington, D.C.’yi geniÅŸ güvenlik önlemleriyle korumak; ikincisi ise, savaşın süresini kısaltacak agresif bir çizgide ilerlemek ve ofansif bir savaÅŸ beklentisi içinde olan Kuzeyli halk ile yerel basını bastırmaktı.

22 Eylül 1862 tarihinde Lincoln, konfedere devletlere son bir çaÄŸrıda bulunarak, yıl sonuna kadar tekrar birliÄŸe dönmelerini istedi. Bu dönüşü saÄŸlamak için de köleliÄŸi kaldırmaya yönelik bir bildiri olan “Emancipation Proclamation”ı (Özgürlük Bildirgesi) yayınlayacağını açıkladı. Sözkonusu bildirgeyle, tüm eyaletlerdeki köleler azat edilmiÅŸ sayılacak ve bu durum her eyaletin kendi içinde de ayrıca karışıklık yaÅŸamasına neden olacaktı. Ancak hiçbir eyaletin bu çaÄŸrıya riayet etmemesi üzerine Lincoln, sözünü tutarak, 1 Ocak 1863 tarihinde Emancipation Proclamation’ı yayınladı. Aynı yıl, hitabet sanatındaki hünerini ortaya koyan ünlü Gettysburg Address konuÅŸmasını yaptı. Bu nutukta, BirleÅŸik Devletlerin bölünmesine neden olan, eyaletlerin ya da kölelerin hakları üzerindeki fikir ayrılıklarının, uzlaşılarak aşılması gerektiÄŸini vurguluyordu.

1863′te, birlik kuvvetlerinin Gettysburg, Vicksburg ve Chattanooga’yı ele geçirmesiyle birlikte, savaşın sonlarına gelinmeye baÅŸlandı. Çünkü zafer, büyük ölçüde Kuzeyli birlik kuvvetleri tarafında görünüyordu. Ertesi yıl, general Ulysses S. Grant’ı ordu komutasına getiren Lincoln, 4 Mart 1865′te, ikisi dışında tüm eyaletlerde seçimleri kazanarak, tekrar BirleÅŸik Devletler BaÅŸkanı seçildi. Yeni baÅŸkanlık döneminin açılışında yaptığı “hiçkimseye kötülük, herkese iyilik” temasını vurgulayan konuÅŸmasıyla da tarihe geçti. 9 Nisan 1865′te ise, General Robert E.Lee’nin konferede eyaletler ordusunun Appomattox’ta kuÅŸatılmasıyla, güney teslim oldu ve savaÅŸ böylece sona erdi.

14 Nisan 1865 tarihinde, Washington, D.C.’deki Ford Tiyatrosu’nda sunulan “Our American Cousin” (Amerikalı YeÄŸenimiz) adlı bir temsile katılan Lincoln, adlı tanınmış bir aktör ve aşırı güneyli bir konfedere devletler casusu olan John Wilkes Booth tarafından başından vuruldu ve ertesi gün öldü.

Aslında Booth’un ilk planı, Lincoln’ü kaçırıp, güneyli esirlerin iadesi koÅŸuluyla salıvermekti. Ancak sonradan planını suikaste çevirdi. Locanın arkasına saklanacak olan Booth, oyunun en eÄŸlenceli yerinde silahını ateÅŸleyecek ve yükselen kahkahaların yardımıyla ateÅŸ sesi duyulmayacak, o da bu sayede kaçabilecekti. Planı hazırlarken oyunu defalarca seyretmiÅŸ; en komik sahnelerin zamanını dikkate almıştı. Ayrıca baÅŸkanı dışarıdan görebilmek için, locanın giriÅŸ kapısına küçük bir delik açmıştı. O akÅŸam tiyatroya yakın koruması Ward Hill Lamon’u almadan giden Lincoln, eÅŸiyle birlikte oyunu balkondan izlemek için yerine yerleÅŸti. Yanlarında, General Grant ile eÅŸi ve Binbaşı Henry Rathbone da bulunuyordu. Tam da planladığı gibi, oyunun en çok gülünen sahnesine gelindiÄŸinde locaya giren Booth, Lincoln’e doÄŸru bir el ateÅŸ etti. Başının sol tarafından vurulan Lincoln yere yığıldı. Üstüne atılan binbaşı Rathbone’u da bir bıçak darbesiyle saf dışı eden Booth, locadan sahneye atladı ve arka kapıdan kaçtı. Aynı gece, baÅŸkan yardımcısı Andrew Johnson ve DışiÅŸleri bakanı William H. Seward da suikaste uÄŸramış; ancak ÅŸans eseri kurtulmuÅŸlardı.

Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin en önemli üç kilit isminin, aynı gece öldürülmek istenmesinin nedeni, ancak 1961 yılında ortaya çıkmıştır. Philadelphia’daki bir sahafın bulduÄŸu askeri içerikli bir kitapta yapılan incelemede, ÅŸifreli mesajlar bulunmuÅŸtu. Uzmanlar tarafından incelenen ve çözülen mesajlar, suikastın önündeki karanlık perdeyi aydınlatıyordu. Lincoln hükümetinin savunma bakanı Edwin M. Stanton’ın, kendi güvenlik ÅŸefi TuÄŸgeneral C. Baker vasıtasıyla suikastleri düzenlediÄŸi ve Abraham Lincoln’ü üldürttüğü ortaya çıktı. EÄŸer suikastlerin tamamı baÅŸarıya ulaÅŸsaydı, devlet baÅŸkanı olmaya aday en güçlü kiÅŸi Stanton olacaktı.

Genel bir bakış açısıyla, Amerikan tarihçilerinin tespiti, Lincoln’ün etkisiz, fakat mükemmel bir yönetici olduÄŸu yönündeydi. Etkisizdi; çünkü ofisini büyük bir avukatlık bürosu gibi kullanıyor; eÄŸer olumsuz bir özellik ise, politikanın gerektirdiÄŸi entrikaları uygulamıyordu. Ancak, birliÄŸi korumak ve devamını saÄŸlamak amacından hiçbir zaman ÅŸaÅŸmadı ve onun azmi sayesinde, iç savaÅŸ sonrasında BirleÅŸik Devletler’in dağılması engellendi. Sahip olduÄŸu etkileyici hitabet yeteneÄŸi, politika adına belki de elindeki tek argümandı. Nitekim, baÅŸkanlık konuÅŸmaları ve özellikle Gettysburg Address söylevi, Amerikan oratoryasının baÅŸ eserleri arasında yer almaktadır. Lincoln ayrıca, uluslararası iliÅŸkiler konusunda da, beklenilenin aksine, oldukça iyi bir grafik çizdi. İç meseleri halletmeden, diÄŸer devletlerle yürütülen iliÅŸkilerin gerilmesi durumunda, ülkenin oldukça zor bir sürece gireceÄŸini, iki ateÅŸ arasında kalacağını bilecek kadar olaya hakimdi. Dolayısıyla “Trent Affair” olayı nedeniyle İngiltere’yle savaşın eÅŸiÄŸine gelinmesine raÄŸmen, ustalıkla bu tehlikeyi bertaraf etti. KöleliÄŸi azat eden bildirisiyle de, Avrupa ülkelerinin iyi niyetini kazanmış oldu. İç iliÅŸkilerde de, 1862 yılında çıkardığı Homestead Act (Ev ve Müştemilat Kanunu) ile etkili bir idari karara imza attı.

Küçük bir barakada doÄŸmuÅŸ, profesyonel anlamda eÄŸitim alamamış bir kiÅŸinin, ileride bir gün, Amerika BirleÅŸik Devletleri’nin 16. baÅŸkanı ünvanına sahip olabilmesi, Lincoln’ün bireysel azminin yanı sıra, “Amerikan Rüyası” denilen olgunun da bir timsali olarak görülmüştür. Bu yüzden, Amerikan halkının en sevdiÄŸi ve takdir ettiÄŸi baÅŸkanlar arasındadır. Günümüzde Lincoln’ün resmi, 5 dolarlık banknotların ve 1 sentlik madeni paraların üzerinde yer almaktadır.


Etiketler: ,

Yorum Gönder