Ödev Kategorisi: Felsefe



(M.Ö. 384 - 322) Yunan filozofu. Aristoteles, yalnızca büyük Yunan filozoflarının en sonuncusu deÄŸil, Avrupa’nın da büyük biyologlarından ilki idi. Platon’un akademisinde 20 yıl öğrencilik yapan Aristoteles, bir süre sonra Atina’dan göçüp Büyük İskender’in eÄŸiticiliÄŸine getirildi. M.Ö. 355′de Atina’ya dönerek ünlü okulu “Lykeion”u (Lise) kuran Aristoteles, Büyük İskender ölünce yeniden Atina’dan göçmek zorunda kaldı (M.Ö. 323) ve ertesi yıl EÄŸriboz adasında öldü.

Platon’un tüm duyular dünyasına ve etrafımızda gördüğümüz ÅŸeylere sırt çevirmiÅŸ olmasına raÄŸmen, Aristoteles bunun tam tersine gerçekçi bir ÅŸekilde balıkları, kurbaÄŸaları, anemon çiçeklerini ve gelincikleri inceledi. Aristoteles, “Gerçekten var olan nedir?” sorusuna, “Åžu görmüş olduÄŸumuz tek tek nesnelerdir; ÅŸu insan, ÅŸu masa, ÅŸu aÄŸaç gibi fertlerdir. Yoksa, Platon’un dediÄŸi gibi göremediÄŸimiz idealar deÄŸildir” cevabını verir. Ayrıca, Platon bir ÅŸair ve destan yazarı iken, Aristoteles’in yazıları ansiklopedi maddeleri gibi kuru ve detaylıdır. Buna karşılık yazılarının temelini o güne kadar hiç yapılmamış doÄŸa araÅŸtırmaları oluÅŸturur.

Aristoteles Platon’la “tavuk” fikrinin tavuktan önce var olduÄŸu konusunda da aynı fikirde deÄŸildi. Aristoteles’in tavuk biçimi ile kastettiÄŸi ÅŸey, tavuÄŸun özgün özellikleri olarak her tavukta var olan ÅŸeylerdi. Bu yüzden tavuÄŸun kendisi ile tavuk biçimi, ruhla beden gibi birbirinden ayrılamayacak ÅŸeylerdi. Aristoteles’in Platon’un idea öğretisi hakkındaki bu eleÅŸtirileri düşünce yönteminde de çok önemli bir deÄŸiÅŸim anlamına gelir. Çünkü Platon için gerçeklik aklımızla düşündüğümüz bir ÅŸey iken, Aristoteles için gerçeklik duyularımızla algıladığımız bir ÅŸeydi.

Aristoteles’e göre doÄŸada çeÅŸit çeÅŸit neden vardı. Bunların içinde en önemlisi onun “ereksel neden” dediÄŸi nedendir. Aristoteles, doÄŸadaki cansız süreçlerde de “ereksel neden” arıyordu. ÖrneÄŸin, yaÄŸmurun yaÄŸdığını çünkü bitkilerle hayvanların büyümek için yaÄŸmura gereksinimi olduÄŸunu söylerdi. “Ereksel neden” ile kastettiÄŸi buydu. Görüldüğü gibi Aristoteles bir anda yaÄŸmur damlalarına bir görev ya da bir “amaç” veriyordu.

Aristoteles doğayı ciddi bir şekilde düzenlemek istiyordu. Doğadaki her şeyin değişik guruplar ve alt-guruplarda bir araya geldiğini göstermeye çalışıyordu. Ayrıca Aristoteles insanların kavramlarına bir düzen getirmek isteyen titiz ve düzenli biriydi. Bu yanıyla mantığı bir bilim olarak kuran kişi de o oldu. Hangi çıkarımların ya da kanıtların mantıksal olarak geçerli olduğuna ilişkin kesin kurallar öne sürdü.

Aristoteles’e göre dünya küre biçimindedir ve her ÅŸeyi içine alır; evrenin merkezinde Yer vardır ve Yer hareketsizdir. Aristoteles Dünyadaki devinimleri yıldız ve gezegenlerin yönettiÄŸini düşünüyordu. Ancak gökyüzü cisimlerini de hareket ettiren bir ÅŸey olmalıydı. Bu güce Aristoteles “ilk devindirici” ya da “Tanrı” diyordu. “İlk devindirici”nin kendisi hareket etmez ve o gökyüzündeki cisimlerin ve dolayısıyla doÄŸadaki her ÅŸeyin hareketlerinin “ilk nedeni”dir. Aristoteles üç tür mutluluk olduÄŸunu söyler: İlk tür mutluluk, arzu ve isteklerin olduÄŸu bir hayattır.

İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandaÅŸ olarak var olunan bir hayattır. Üçüncü tür mutluluk ise araÅŸtırmacı ve filozof olunan hayattır. Aristoteles, insanın mutluluÄŸu için bu üç koÅŸulun da bir arada var olması gerektiÄŸini ısrarla belirtir ve tek yönlülüğü reddeder. İnsanlarla iliÅŸkilerimizde de “altın orta”yı tutmaktan söz eder Aristoteles: Ne korkak ne çılgınca atılgan, sadece cesur olacağız. Ne cimri ne savurgan, sadece bonkör olacağız der.

Aristoteles’e göre insan bir “politik varlık”tır ve insanı çevreleyen toplum olmadan gerçek anlamda insan olunmaz. Aristoteles’e göre devlet, ahlaki ve manevi gayelerle bir araya gelmiÅŸ olan insan toplulukları demektir. insanlar ne hayvanlar gibi yalnızdır, ne de Tanrı gibi tek başınadır. İnsanların birbirlerine ihtiyacı vardır. “İnsan toplumsal bir canlı”dır ve toplum, ailelerden oluÅŸur. Devletin ÅŸeklini devletin kanunu belirler. Devlet ÅŸekilleri kendiliklerinden ne iyidirler ne kötüdürler. Ancak iyi ya da kötü yönetimler vardır.

Aristoteles üç iyi devlet türünden söz eder. Bunların ilki, devletin başında tek bir kiÅŸinin bulunduÄŸu monarÅŸidir. Bu devlet biçiminin iyi olabilmesi için baÅŸtaki kiÅŸinin kendi çıkarları uÄŸruna devleti kötüye kullanmaması gerekir. Bir diÄŸer iyi devlet biçimi aristokrasidir. Aristokraside devleti yöneten bir gurup lider vardır. Üçüncü iyi devlet biçimi de Aristoteles’in politeia demekle kastettiÄŸi demokrasidir. Ancak bu yönetim biçiminde de var olan tehlike, bir demokrasinin kolayca bir ayaktakımı egemenliÄŸine dönüşebilmesidir.

Aristoteles’e göre kadında bir ÅŸey eksiktir. Hatta kadın “eksik bir erkek”tir. Üreme olayında erkek etkin ve verici iken, kadın edilgen ve alıcıdır. Çünkü çocuk erkeÄŸin özelliklerini alır, diyordu Aristoteles. Aristoteles’in Avrupa uygarlığına bir baÅŸka katkısıda pek çok bilimin bugün dahi kullandığı bilimsel dilin kurucusu, bir çok bilimi kurup düzenleyen bir filozof oluÅŸudur. Çağının aÅŸağı yukarı bütün bilim dallarında yapıtlar vermiÅŸ olan Aristoteles’in ortaya koyduÄŸu kesin gözlem ve sınıflama kuralları, İbni Sina ve İbni Rüşd’ün yapıtlarının çevirileri aracılığıyla OrtaçaÄŸda bütün Batı kültürüne damgasını vurmuÅŸ, Aquinolu Tommaso’nun Hıristiyanlık ile Aristoteles mantığını baÄŸdaÅŸtırmak çabalarıysa, dogmacı özelliklerinden ötürü, geliÅŸmeyi kösteklemiÅŸtir.


Etiketler: , , ,

Yorum Gönder