Ödev Kategorisi: Biyografi



Gülse (Şener) Birsel, gazeteci, yazar, oyuncu.
11 Mart 1971′de İstanbul’da doÄŸdu. BeyoÄŸlu Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra, BoÄŸaziçi Üniversitesi’nde ekonomi okumaya baÅŸladı. Üniversitenin ikinci yılında Aktüel dergisine muhabir olarak girdi. 1994′te BoÄŸaziçi Üniversitesi’nden mezun oldu ve ABD”ye gitti. New York’ta Columbia Üniversitesi Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı.
1996′da Türkiye’ye dönen Gülse Birsel, üç ay boyunca ATV’de kahvaltı bülteninin dış haberlerini yazdı. Ardından Esquire dergisinin yayın yönetmeni oldu. Bir yıl bu görevi sürdürdükten sonra Harper’s Bazaar dergisinin yayın yönetmenliÄŸine geçti. Bu arada Bazaar Gelin ve Orange dergilerini çıkarttı. 2001 ve 2002 yıllarında Harper’s Bazaar, FHM, House Beautiful ve Gezi dergilerinin yayın danışmanlığını yürüttü.

ATV’de yayımlanan Avrupa Yakası adlı dizinin yazarı ve oyuncusudur. Cumartesi ve pazar günleri Sabah gazetesinde yazmaktadır. Bir dönem g.a.g. adlı TV programının metin yazarlığı ve sunuculuÄŸunu yapmıştır. Mart 2003′te gazete yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden oluÅŸan Gayet Ciddiyim adlı kitabı yayımlandı. 2004′te “Hâlâ Ciddiyim”, 2005 yılında ise “Yolculuk Nereye HemÅŸerim?” adlı kitapları yayımlandı. Yazdığı üç kitap da Çok Satanlar arasında yer almıştır.

Arzu ErdoÄŸan’ın Tempo dergisi için yaptığı 11.03.2003 tarihli Gülse Birsel röportajı.

• Hep oyuncu olmak istemişsiniz ama ekonomi okumuşsunuz. Neden böyle bir şey yaptınız?
Çünkü bütün arkadaÅŸlarım BoÄŸaziçi’nin iÅŸletmesine ve ekonomisine girmeye çalışıyordu. Çok popülerdi o yıllarda. Annem, babam da çok istedi. Galiba dolduruÅŸa geldim ve “Tabii ya, ben girerim BoÄŸaziçi’ne, manzaraya karşı arkadaÅŸlarımla eÄŸlenirim, bir taraftan da konservatuvarda yarı zamanlı oyunculuk okurum” dedim ve çok yanıldım. Çünkü o sene ya da ondan önceki sene tiyatro bölümünden yarı zaman kalkmış. Ben de tiyatro okuyamadığımla kaldım.

• Yani oyuculuk hevesi içinizde kaldı…

Maalesef. Zaten üniversitenin ikinci senesinde gazeteciliÄŸe baÅŸlayınca oyuncu olmaktan biraz vazgeçtim. “Bu iÅŸ tam bana göre, buldum mesleÄŸimi” dedim. Okul bittikten sonra, oyunculuk deÄŸil, ama içinde dramatik kurgusu olan bir ÅŸeyler yapma isteÄŸim depreÅŸti. Çünkü artık bir iÅŸim vardı, okulumu bitirerek ailemi de mutlu etmiÅŸtim. Bir hayat kararı olarak deÄŸil; ama kendimi mutlu etmek için, hayatım boyu görmek istediÄŸim ÅŸehir New York’a gittim ve Colombia Üniversitesi’nde mastır programına baÅŸladım.

• Tam olarak ne okudunuz Colombia Üniversitesi’nde?

Üniversitenin sinema mastırı içinde yönetmenlik, oyunculuk, senaryo yazarlığı, tarih, teori ve eleştiri gibi dersleri olan bir program. İki yıl hepsinden azar azar okutturuluyor. Ama ikinci yıl birini seçip, tezini ondan veriyorsun ve o bölümden mezun oluyorsun. Oyunculuk dersleri de aldık. Ama o kadar teknik falan değildi. Çok temel oyunculuk prensipleriyle tanışmak için hazırlanmış derslerdi. Hafta üç saat görüyorduk. Ucundan kıyısından oyunculuğa aşina oldum. Benim isteğim senaryo yazarlığıydı, ona yoğunlaştım. Dönüşte de sinemayla ilgili bir şey yapmak aklıma gelmedi. İşim hazırdı. Eski patronumla konuşur konuşmaz bana bir derginin yayın yönetmenliğini teklif etti. Ben de yeniden dergiciliğe başladım.

• Åžimdilerde bir diziye baÅŸladınız, görünen o ki, içinizdeki oyunculuk arzusu bitmemiÅŸ…

Galiba. Bana daha önce de oyunculuk teklifleri gelmiÅŸti. TRT için yapılacak dizilerdi, ama ikisi de dramaydı ve ben kabul etmedim. Çünkü kendimi drama hazır hissetmedim. Bana komedi biraz daha yakın geldi. ‘G.A.G.’da kakara kikiri yaptıktan sonra, birden insanların beni çok ciddi bir karakterde, duygusal laflar ederken görmesi biraz yadırganır diye düşündüm. O yüzden sit-com daha yakın geldi. Ekibe güvendim, ‘Çocuklar Duymasın’ dizisinin ekibiyle çalışıyorum.

• Konusu nasıl?

Bana çok aykırı bir rol değil. O yüzden rahatım. Şehirli, genç, akademisyen, çağdaş bir kadın. Çok genç yaşta bir evlilik yapmış. Bu evlilikten 10 yaşlarında bir çocuğu var. Ama hemen boşanmışlar. Çünkü ilk kocası son derece çapkın ve serseri ruhlu bir adam. Çocuk nedeniyle sürekli görüşüyorlar, adam eve gidip geliyor. Kadın ikinci kez evleniyor. İkinci koca da akademisyen, Avrupai, Batılı, titiz yani ikinci kocanın tam negatifi bir adam. Tabii ki iki adam birbirlerini görür görmez nefret ediyorlar. Fakat çocuk üzülmesin, evdeki ahenk bozulmasın, çocuğa mutlu bir aile ortamı sağlayalım diye birbirlerini idare etmek zorundalar. Buradan bir elektrik ve gerginlik çıkıyor, bu da komediye dönüşüyor.

• Kameraya ‘G.A.G.’dan alışkınsınız, ama karşısında oynamak nasılmış?

Son derece kazık bir ÅŸey. Tabii ki çok hoÅŸuma gitti. Bütün hayatım boyunca bunu istemiÅŸim, nasıl hoÅŸuma gitmez. ‘G.A.G.’dan çok farklı. Çünkü orada sadece kameraya bakarak konuÅŸuyorsun. Burada kamera dışında her yere bakabilirsin. Kameraya bakınca kesiyorlar. BaÅŸka zorlukları var tabii. Ben daha A’sındayım bu iÅŸin. Oradaki tecrübeli oyunculardan bir ÅŸeyler kapmaya çalışıyorum. Bakalım ne çıkacak? İnÅŸallah beÄŸenirler performansımı.

• Kimler oynuyor?

Birinci koca Levent Özdilek, ikincisi Altuğ Yücel. Çok yetenekli bir oğlum var. Dünyanın en güzel çocuğu, bir lokum. Kızıl kahve saçlı, mavi gözlü, beyaz tenli, kalkık burunlu bir İsveçli gibi. Çok yetenekli ve 10 yaşında olmasına rağmen profesyonel bir oyuncu. Bir tane hafif çatlak bir ablam var, onu Neslihan Yargıcı oynuyor. Feminist, ama bir taraftan da çok süslü ve hoş, hafif deli.

• Kamera karşısındaki performansınızı nasıl buldunuz?

Ben önce hiçbir ÅŸey anlamadım. Nasıl görünüyorum, çok mu büyük oynuyorum, çok mu küçük oynuyorum… Sonra fark ettim ki, tiyatroya çok yakın bir format sit-com. MimiÄŸinizi, jestlerinizi büyütmeniz lazım. YavaÅŸ yavaÅŸ öğreniyorum tabii. Dizinin birkaç parçasını seyrettik, bana “Gayet iyi” diyorlar. Ama onlar benim yüzüme karşı “Gayet kötü” demeyecekleri için, objektif olduklarına inanayım mı, inanmayayım mı bilmiyorum. EÄŸlenceli bir ÅŸey olacağı kesin de ‘G.A.G.’daki karizmayı çizdirir miyiz, çizdirmez miyiz onu göreceÄŸiz.

• Sizi bir şekilde tanıyan insanlar soğuk bir kadın olduğunuzu düşünüyorlar. Soğuk musunuz?

Bugünkü performansıma bakmayın, ben aslında daha sempatik bir insanım. Soğukluk görüntüsünün iki sebebi var. Birincisi benim göz yapımla ilgili. Çok sıcak bakmaya çalıştığımda da soğuk bakıyorum, donuk bir tipim. Bu, benim elimde olan bir şey değil. İkincisi de aslında çekingen bir yapım var. İnsanlarla hemen kaynaşamam. Yıllardır iş hayatında daha ciddi şeyler yapmış olmanın verdiği bir alışkanlık belki. Ama güler yüzlüyümdür aslında.

• Oysa ‘G.A.G.’a yansıyan yüzünüz daha farklı, daha samimi, daha içten. Hangisi gerçek?

O benim, yakın arkadaÅŸlarımla olduÄŸum halime daha yakın, onların yanında daha laubaliyim. Çok daha soytarı oluyorum, kendimi yoruyorum. ‘G.A.G.’daki tabii ki yüzde yüz ben deÄŸilim, ama yüzde doksan beÅŸ benim.

• Yakında bir de kitabınız çıkıyor galiba.

Evet, mart ayında. Her popüler kadın yazarın yayınevi olan Epsilon Yayınları’ndan çıkıyor. İsmi ‘Gayet Ciddiyim’. 300 sayfalık bir kitap. Bölümlere ayırdık, bence çok da komik oldu. Tatiller, uzaylılar, ev hayatı, kadın-erkek iliÅŸkileri gibi günlük hayatta ÅŸehirli bir insanın yaÅŸadığı ÅŸeyleri bölümledik. Bu bölümlerde de, bu konularda yazılmış yazılar ve ‘G.A.G.’ metinleri var. Bir araya gelince bence çok eÄŸlenceli bir ÅŸeyler çıktı. Sanıyorum insanları eÄŸlendirecek bir kitap.

• Hiç mizah öyküleri yazmayı düşündünüz mü?

Åžimdiye kadar hiç kurgulayarak yazmadım, ama olabilir. Bunu bana bir iki hafta önce yayınevi söyledi. Sanıyorum onlar metinleri almadan önce, daha light bir ÅŸeyler bekliyorlardı benden. Ama bir cevher görmüşler ki, “Mizah öyküleri, mizah romanları düşünmez misiniz?” dediler, ilk o zaman aklıma geldi. Galiba kendime o kadar güvenmiyorum.

• Oyunculukta iyi eleştiriler alırsanız, gazeteciliği bırakıp kariyerinize oyuncu olarak mı devam edeceksiniz?

GazeteciliÄŸi hiçbir zaman bırakmam. Ama ÅŸu anda olduÄŸu gibi formüller olabilir. Yazılarımı da yazarım, oyunculuk da yaparım. Zaten birbiriyle baÄŸlantılı ÅŸeyler aslında. Belki iyi hikâye anlatınca insan, iyi bir oyuncu da olur, iyi yazı da yazar. Oyunculuk belki devam eder, belki bir daha hiç yapmayabilirim. Ya da çok bayılabilirim kendime, “Tamam artık, ben oyuncu oldum” da diyebilirim, bilmiyorum.

• Senaryo yazarlığı eÄŸitimi aldığınıza göre, belki bir gün kendi yazdığınız bir oyunda oynarsınız…

Öyle bir hayalim var. Ama ben hayatımda hiçbir şeyi o kadar planlayarak, hedefe kilitlenerek falan yapmadım. Her şey tesadüf oldu benim hayatımda. Bütün okullar, bütün işler, bütün önemli dönemeçler. Hep ayağıma dolandı. İnsan o kadar plan yapmayınca, hem hayal kırıklığına uğramıyor hem de güzel sürprizler oluyor hayatta.


Etiketler: ,

“Gülse Birsel” ödevi için 1 yorum var

  1. Yorumu yapan: InstaHippo » Gulse Birsel

    […] Annem, babam da ?ok istedi. Galiba dolduru?a geldim ve “Tabii ya, ben girerim Bo?azi?i’ne, manzaraya kar?? arkada?lar?mla e?lenirim, bir taraftan da konservatuvarda yar? zamanl? oyunculuk okurum” dedim ve ?ok yan?ld?m. ??nk? o sene ya da ondan ?nceki sene tiyatro b?l?m?nden yar? zaman kalkm??. Ben de tiyatro okuyamad???mla kald?m.6 […]

Yorum Gönder